
Hayat basit gibi geliyor çoğu zaman. Bırakıp gidebileceğin bir kadın gibi, umursamadığın bir dilenci gibi ya da kazı kazan satan ve senin şansını denemeyi bir çırpıda geri çevirdiğin bir satıcı gibi...Evet aslında onlar kadar basit fakat geri çevirdiğin şans ve o değerler kadar önemli!
Kimseye birşey ispatlamak zorunda hissetmiyorsun çoğu zaman kendini. O var diyorsun, Onunla O GİBİ YAŞIYORSUN. Hayata O gibi bakarken Onsuz kalıyorsun sonra. O varken Onsuz kalmayı anlıyorsun. Onun ne olduğunu anlıyorsun en kallavisinden.Sonra düşman oluyorsun bu kadar erken anlatan büyük güce. Tek sarılabileceğin şeye düşman oluyorsun. Sebebin belli, haklısın da; ama oluyorsun işte en büyük düşman.Şarkıdaki gibi vasatın altında birisin ama vasat sana çok şey anlatır oluyor.
Dünya etrafında çok şey oluşturuyor. O çok şeyler hayatın oluyor ve hayat dediğin şey aslında tek birşey etrafında yeşilleniyor. O yeşilin solması da tek bir sebeple aniden gerçekleşiyor. Hayat dediğimiz birden , aniden, sebepsiz, güzelce sokuyor iğnesini atar damarına...
Çok ağır konuştu hayat bana. Sonra geri aldı sözünü. Utandı sanırım. Anladı hatasını ve özür diledi benden. Büyük bir erdem gösterdi. Bende bağışladım onu. Hayat sana diyor ki; ''alıyorum herşeyini, seni yalnız ve güçsüz bırakıyorum'' sen de istemeden de olsa bunu kabul ediyorsun. Çünkü hayat senin üstünde. Özürünün gerçek olduğunu gördüğünde ilk seferde inanmıyor, inkar ediyor ama inanmak istediğin şeye sarılmak için hiç vakit kaybetmeden harekete geçiyorsun.
Sonra ağlarsın, çare olsun diye değil, rahatlamak için de değil. Sadece ağlarsın. Salak birkaç damla yaş dökersin ; bilirsin ki hiç bir faydası yoktur. Tek faydası göz pınarlarına bayram yaşatmaktır. Onlar bayramdayken sen en büyük yasını yaşarsın. Sonrasını düşünmediğin bir ağlamının içindesindir, faydası yoktur, yalnızsındır, çaresizsindir ve öylece ağlarsın.
Düşünürsün! Başkalarının yazdığı şarkı tadında şiirleri ve içli düz yazı nesirleri... Hepsi seni anlatır, hepsi sizi anlatır, hepsi sonunun ne kadar dramatik olduğunu bilir ve ona göre paragraflar sunar önüne.
Neyse diyorum sana hayat! Neyse diyip, bana yaptığın bu eşek şakasının tadına bakacağım belli bir süre. Tadına varamasam da, bir şekilde bunun önemini anlayacağım.
Sen büyük şakaymışsın!
Dostum! Sen öldün diye ölecek halim yok. Ama sen öldün diye ölecek enerjim var. Her ne kadar halim kalmasa da ölmeye; sen ölürsen birşeyler hep ölecek. Kendimi düşünüyorum, yanlış anlama seni düşündüğümden değil.............................
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder