14 Nisan 2010 Çarşamba

Farklı Zamanlarda Farklı Toprakaltlarında


- Gözümü dağladı beni kurtarmak için kestikleri yarı paslanmış, üçüncü kalite demir. Olur dediler kurtarma sırasında bu tür aksilikler. Asıl aksilik, o demir yüzünden çöken yeni düzenlediğim odamın, üçüncü kaliteden hallice bir başka demir aletle iyiliğim için yeniden darmadağın ediliyor oluşuna seviniyor olmam. Hala bir gözüm açılmıyor...

- Bahsedilenlere göre; yani benim 'aklımın yettiğini' anladığıma göre, bizim toprak altındaki siperlerimizi delip geçerek havaya uçurabilecek, Sakura ağaçlarının yaprakları gibi narin ama Hattori' nin dövdüğü demir gibi sert ve soğuk bombalar yapmış Amerikalılar. Doğru mudur chi Hang Yo?*** Peki az önce dört gün hiç uyumadan kazdığım bu siperi delip geçen ve hemen yanımda patlayıp, annemin dünyaya getirdiği için övündüğü ellerimi on üç metre öteye, toprağın üstüne fırlatılmasına sebep olan demir şey neydi? Her neyse çok gürültülü ve çirkindi. Hala ellerim yok...

- Babama, 'neden ev sahibimizin tuvaletinin altında saklanıyoruz' diye sormak istediğimde ağzımı, daha önce hiçbir şeye sarılmadığı kadar güçlü ve terli şekilde dudaklarıma sarılarak kapattı. Yansıyan ışıkta sadece abimi zorla götüren adamlarınkine benzer bot tabanlarını görüyordum. Abimi aldıklarında onlardan biri yüzümü botunun tabanıyla ezdiğinde, son gördüğüm şey şekliydi onun. Şimdi biz burda babamla saklanırken, yüzüme basmasa da o botlarla; kırmızı ve kötü şekilli işareti taşıdığı kolunda asılı garip demirle, babamın sağ yanağında ve ağzında delikler açıyordu. Bunu yapan demir şey değil, sanırım o demir şeyin çok hızlı fırlattığı diğer küçük demir şeylerdi. Hala ağzım yok....

- Merhaba dünya ben geldim. Enteresan bir yere benziyor. evimiz galiba küçük. Hımm bunlarda kardeşlerim olsa gerek. onlar büyümüşler. biraz daha farklılar. sanırım ben abi değil abla olcam. bu da babam herhalde. sigara içiyor üzülmüş sanırım bir şeye. Ah işte amcam da kucağına aldı beni. Dışarı çıkıyoruz ama sanırım biraz soğuk. Annem nerde? Evet ağlıyorum ve anlaşılmıyorum. Bir süre daha böyle gidecek sanırım. Olsun buna da alışırım. Ama çok soğuk. Amcam sanırım beni beşiğime koydu. Ama çok soğuk ve ıslak. Böyle mi büyüdü abilerim de? Ah ağzıma toprak kaçtı. Amcam siyah gözlü amcam! Sürekli üstüme toprak atan amcam.Burası beşik değil mezar be amcam! Artık nefes de alamıyorum. Abilerim de mi böyle büyüdü? Sanırım ben büyüyemeyeceğim, ben doğa olup yeşereceğim. Hala hayatım yok....

- Çocuk da ağladı dün Osman. Höhöh(öksürük). Yaz geldi ya, velespit istermiş. Alırız dedik ne diyelim. Osman gaz kokusu var! Bu mühendis kontrol etmiş miydi son hafta burayı? Osman, gaz... Siyah oldu burası şimdi. Zaten siyahtı içimiz de dışımızda. Çocuğumuza beyaz bulaşsın istedik defterlerinden, ondandır siyaha çaldı hep benzimiz. Şimdi kara elmas dediğim kıymetli taş, sıkıştırır oldu boğazımı. Demek her elmas boyna kolye olmaz, ele yüzük diye takılmaz; kısacası elmas siyah olmazmış... Çöktüğünden beri oyduğum maden dolu duvar-tavan, biliyorum arkadaşlar peşimde beni arar. Grizu böyle olur Osman bizim kırıp alamadığımızı o demir gibi yarar. Hala bisikleti yok...

sadece ölünce girsem toprak altına,
gitmeden dünyadan, girmesem toprağına,
avucuma dolan nemli bereket dedikleri,
sadece bahçemde çiçeklerime can veren olsa...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder