... boynum ağrımıştı, kimi zaman da sağ en üst kaburgama-ki kesin emindim acının ordan geldiğine- sıkıcı kramplar giriyordu. yanımda getirdiğim sonradan doldurulma olduğu belli, ikinci kalite plastik şişenin içindeki az kireçli suyu ağır çekimle gösterilen bir sahnede oynarmışcasına yavaşça içtim. 'sağ üst kaburgam'.
dirseğime dikkat ediyordum, yan komşum yani yani F12 adresli koltukta oturan hafif kilolu ama diri hanıma değdirmemeye özen gösteriyor hatta bunun için ter bile döküyordum. Sinemanın geldiği yeri düşündüm uzunca bir süre sıkıldığım filmi gözlerimle sadece gözlerken. Eskiden girişte çekirdek ve mendil verirlermiş şimdi üç boyut gözlükleri dağıtıyorlar hoyratça... ne teknoloji ama... kahramanın attığı ok sağ omzumun üzerinden geçerken irkildim. Kaburgama inat filmin kahramanı hep aynı yere çalışıyordu. Durduramıyorsun da adamı haliyle....
Bu filmlerde artık ara da vermiyorlar. Bir sağlıklı ve orjinal nefes için sağ üst kaburgamı feda edebilirdim. Heryerim üç boyut olmuştu, Yeşim yanımdaydı, o gözlüklerle her ne kadar komik gözükse de; 'imütasyon geleceğe dönüş serisi son kahramanına' da benziyordu... Yeşimi seviyordum. O'nu kurtarmama yardım edecek bir profesör tanıdığım olmasa da bende geleceği için dönüş planları yapmasına destek oluyordum bir şekilde... Yeşim'i seviyorum ama yeşertecek suya da bir türlü ulaşamıyorum.
Hafif kilolu hanımın, herkes gibi tek tip kalın çerçeveli gelecek çağ moda gözlükleriyle bana baktığını hissettim. Dirseğimi ittirdi. Yeşim'in saçını çekti ve bana 'kamsala tu karha bitok be sute' dedi. Sonrası hatırladığımla sınırlı... Uyandığımda buz dolu bir küvette, yanımda meşhur şehir efsanesi ilaçlı bisküviyle, ince ince kan sızan musluğun paslı ağzıyla ve duşakabinin perdesinde iz bırakmış eli bıçaklı katilin gölgesiyle karşı karşıyadım. Böbreğim bende, kafam yerinde, Yeşim içerde, viskim hala elimde, saat akşam üzeri beş otuzaltı, hava sıcaklığı 64 santigrat ve yıl 2033'dü......
dirseğime dikkat ediyordum, yan komşum yani yani F12 adresli koltukta oturan hafif kilolu ama diri hanıma değdirmemeye özen gösteriyor hatta bunun için ter bile döküyordum. Sinemanın geldiği yeri düşündüm uzunca bir süre sıkıldığım filmi gözlerimle sadece gözlerken. Eskiden girişte çekirdek ve mendil verirlermiş şimdi üç boyut gözlükleri dağıtıyorlar hoyratça... ne teknoloji ama... kahramanın attığı ok sağ omzumun üzerinden geçerken irkildim. Kaburgama inat filmin kahramanı hep aynı yere çalışıyordu. Durduramıyorsun da adamı haliyle....
Bu filmlerde artık ara da vermiyorlar. Bir sağlıklı ve orjinal nefes için sağ üst kaburgamı feda edebilirdim. Heryerim üç boyut olmuştu, Yeşim yanımdaydı, o gözlüklerle her ne kadar komik gözükse de; 'imütasyon geleceğe dönüş serisi son kahramanına' da benziyordu... Yeşimi seviyordum. O'nu kurtarmama yardım edecek bir profesör tanıdığım olmasa da bende geleceği için dönüş planları yapmasına destek oluyordum bir şekilde... Yeşim'i seviyorum ama yeşertecek suya da bir türlü ulaşamıyorum.
Hafif kilolu hanımın, herkes gibi tek tip kalın çerçeveli gelecek çağ moda gözlükleriyle bana baktığını hissettim. Dirseğimi ittirdi. Yeşim'in saçını çekti ve bana 'kamsala tu karha bitok be sute' dedi. Sonrası hatırladığımla sınırlı... Uyandığımda buz dolu bir küvette, yanımda meşhur şehir efsanesi ilaçlı bisküviyle, ince ince kan sızan musluğun paslı ağzıyla ve duşakabinin perdesinde iz bırakmış eli bıçaklı katilin gölgesiyle karşı karşıyadım. Böbreğim bende, kafam yerinde, Yeşim içerde, viskim hala elimde, saat akşam üzeri beş otuzaltı, hava sıcaklığı 64 santigrat ve yıl 2033'dü......
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder