18 Mayıs 2010 Salı

Hayat Kaplumbağa Gibidir... Belkide değildir.


... yavaş yavaş ilerliyor gibi gözükür ama tavşanı şampiyonluktan eder gamsız. Koşuşturanlara kısa kuyruğunu sallar, sonrada uzun sivri tırnaklarının el işi göz nuru gibi işlenmiş patileriyle arik arik bitirir parkurunuzu. Sizin parkurunuzda yarışır. Kendi kulvarı olmasına rağmen hep sizinkini kullanır. Yavaş olması değildir siniri bozan, yavaş gibi gözüküp, dört silindirli yediyüz beygir gücünde bir spor araba gibi bitirmesidir yarışınızı...

Ele aldın mı çaresiz, çırpınan hamsi sürüsündeki tek bir hamsiden farkı yok, ama elinizden kaydırdınız mı; vay halinize... Hamsi kadar küçük ya, kaçar kıçınıza...

Bu gün bir kaplumbağa da gördüm bunu. Yavruydu, yavaştı, kararlıydı, kabuğu sert haliyle korunuyordu... Elime aldım sıçtı !!!

Demem O ki; alın elinize hayatı, demem O ki; versin hayat elinize. Demem O ki;
HAYAT ELİNE VERİYİM...



not: Böyle hayata dair anlamlı şeyler yazamıyormuşum. Bugünkü kaplumbağa da çok salaktı. Üstüne bassam direk bağarsakları çıkardı, kabuğu kırılırdı, ölürdü kısaca... Hayatı da elimize almamıza gerek yok, O kaplumbağayı elime aldıktan 25 dakika sonra bir yılan sokmasıyla ölümüm üç dakika içinde gerçekleşebilirdi. Kabuğum olsa hiç bişey olmazdı ama.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder